Görgüsüzlüğün Sonu
Müşterilerine nişanlısının nişanını niye attığını anlayamadığını söylüyordu
"Bir şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir. — Paul Valéry"
"Bir şiir asla bitmez, yalnızca terk edilir. — Paul Valéry"
Müşterilerine nişanlısının nişanını niye attığını anlayamadığını söylüyordu
İşe girip çalışa bilmem için mahkeme kararı ile yaşımı büyüttük. Artık memurluğa hak kazanmıştım teknik eleman olmak yerine direk dairede işe başladım. Şimdi daha bir sıkı sarılıyordum üniversite hayallerime, daha çok çalışıp yükselmeli daha fazla maaş almalıydım. Yaşam demek buydu çünkü paran kadar insandın...

Suya atladığımda güneş doğmamıştı henüz. Saniyeler süren o uzun yolculuk az önce bitmiş, gözlerim daha iri gözlülerle karşılaşmamak için titremeliydi hala...
Gece öylesine karanlıktı ki etraftaki tüm canlılar bir daha gün ışığını göremeyeceklerini düşünerek endişe içinde kıvranıyorlardı. Sıradan bir İstanbul gecesinden farklı değildi belki gökyüzünün kara bulutlarla kaplı olmasını saymazsak. Simsiyah bir yağmur yağıyordu İstanbul'a, fakat toprağı ıslatan sağanak haricinde yere kapanmış bir kızın gözyaşları da ıslattı o gece
Bir arap ülkesine çalışmak için giden Türklerden birkaçı uyuşturucu kaçırdıkları gerekçesiyle idam edildiler. Halbuki götürdükleri şey Türkiye'de eczanelerde serbestçe satılan bir ilaç idi. Türkiye'de cezası olmayan bir suç işledikleri için öldüler.
Bir insanın hikayesi. Belki sen, belki de ben bu insan, fakat yazan ben. Seni yazdıysam ve sen seni, kendine bile yazamıyorsan, işte sana sen. Beni yazdıysam ve beni en iyi ben anlatırsam; işte bir kadeh ben.
...Burası karma cennettir. Bütün hayvanlar farklı zaman dilimlerinden buraya gelir. Yavru köpeklerin rüyyalarını süsleyen köpek cenneti hiç bir zaman olmadı...
"Bilgece yap. Yani koruyarak. Yani için titreyerek. Yani yıkılmasın diye. Tutkuyla yap. Sana verilen yaşama gücünü kullan. Yılmadan, bilgece ve tutkuyla. Önce yap, sonra açıklarsın."(İ.Özel)
Karmakarışık! İçine düştüğüm durumu başka hangi sözcük daha iyi anlatabilirdi? Biraz önce milimetrik hesaplarla eve ulaşmaya çalışırken telefon çaldı, bir saat boyu beklediğim dolmuş sırasından ‘halk kararıyla’ atıldım, o aradı, Oktay, dönmüş.