Bir Yalnız Adam
Kayaların bulunduğu yamaca vardığında başını kaldırıp kayaları dikkatle izledi. Belki de oraya çıkıp çıkamayacağını kestirmeye çalışıyordu.
"İnsan, anlattığı hikâyeler kadar yaşar. — Gabriel García Márquez"
"İnsan, anlattığı hikâyeler kadar yaşar. — Gabriel García Márquez"
Kayaların bulunduğu yamaca vardığında başını kaldırıp kayaları dikkatle izledi. Belki de oraya çıkıp çıkamayacağını kestirmeye çalışıyordu.
Geçmişte yaşadığı o güzel günleri geri sarıp sarıp tekrar yaşamak istiyordu...

gelecek gökyüzünün en güzel yıldızıyla yeryüzünün en tatlı perisinin birbirlerine kavuşacaklarını,içlerindeki mutluluk tohumlarının yeşerip kainatın büyülü çiçeği olan huzurun yüreklerinde açacağından bahsederken…
... Kaldırımların taşları sıra sıra. Biri bitiyor öbürü başlıyor. Arada boşluklara da rastlanıyor. O veya bu sebepten sözü geveliyorum. ...
bitti,sabahın ışıklarını görüyorum ve kamaşıyor gözlerim.Biram bitti artık kahve içme zamanı şöyle en sertinden.Gece bitti,bira bitti.Sen niye bitmiyorsun?
umutsuzluğun içine doğru yürüdüm, hava kararmaya başlamıştı. içimde korkunç bir hüzün çöreklenmişti nedense. ağlıyormuydum yoksa. hayır olamazdı. bu utanç verici. parkın içinden geçip minübüse binmek için caddeye çıkacaktım. tam o sırada inanılmaz bir şey oldu. evet oradaydı. yarısına kadar içilip atılmış bir su şişesinin yanında duruyordu. gözlerime inanamadım.
yolculuk bazan uzun sürer bazan daha kısa.zaman görecelidir,kimi zaman yar ve kişiler de.bir bilet bir otobüste yolculuk ederken başına neler gelir.bu bilet hem bilettir hem değildir.
Bir zamanlar Jeromir adında bir kömür üreticisi varmış. O bir ağaç boyundamış ve oldukça güçlüymüş. Onun Josa adında bir oğlu varmış. Fakat Josa kısa boyluymuş ve çelimsizmiş. Bu durum yaşlı Jeromiri çok üzüyormuş. O sık sık başını kaşıyıp, içini çekerek şöyle dermiş:
Kendisinden beklenmeyen bir çabuklukla, çantasına davrandığı an, Ulaş’ın tam ensesine 7,65’lik bir namlu dayandı. Ulaş kayıtsızca:
—Sen zaten beni öldürdün, dedi. Tetiği çeksen ne fayda, demesine fırsat kalmadan Ajlan kızımız, tiz bir çığlıkla uyandı. Başucu arkadaşları da ordaydılar. Yine ağlamaklı biçimde:
—Ulaş, dedi. Bu