..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca, mutluluğa ulaşabilir. -George Orwell
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Deneysel
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Hangi Derde Derman İsen
Orhan Bani
Şiir > Garip

Aşk'ın benim derdim oldu,varsa dermanı bileyim Yüküm ağır çekilmiyor,gayri öl de, ben öleyim Hangi derde derman isen, söyle o derde düşeyim Derdim sensin dermanım sen,aşk ile yanıp pişeyim Zalimmisin merhamet et,yardım senden eyle meded Hep gönlümü kırıyorsun,kötüleme bazı met et Aşk' ın benim derdim oldu,dermanı varsa bileyim Derdim ağır çekilmiyor,gayri öl de, ben öleyim Gülmez'mi hiç senin yüzün, çekilmiyor bil ki nazın Kara yazılmış

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Deneysel
81 
 Kehribar Tesbihte Yüreğim Saklı Kaldı  (Şeyma Betül)

Kehribar Tesbihte Saklı Kalan Karıncanın Minik Yüreği Gibi Benim Yüreğim De Saklı Kaldı
82 
 Zaman, Mekan - Patates, Soğan 1  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Saat tam sekizde Bursa Nilüfer’deki E tipi cezaevinde beş aydır tutuklu bulunan Simitçi Nazmi gardiyanın gürültüyle açtığı demir kapıdan avluya çıkarak mahkûmları adliyeye götürecek araca bindi. Bu gün ilk duruşmasına çıkacaktı. Arkadaşlarından ödünç aldığı takım elbiseyi ve gömleğini giymiş bir de boynuna kravat bağlamıştı. Hayatında ilk kez kravat takıyordu. Ve ilk kez bu sabah kendini bu puslu aynada takım elbiseli ve boyalı ayakkabılarla görmüştü. Evlendiği, damat olduğu gün bile kravat takmamıştı. Aynaya ilk baktığında gördüğü resmin kendisi olduğuna inanamamıştı. Saat tam sekizde cezaevi aracına binip duvarların dışına çıktı. Minibüste jandarmalarla birlikte altı kişi vardı. Küçük parmaklıklı pencerelerden sokaklar, parklar ve insanlar görünmüyordu. Hiçbir şey görmese bile dışarıda olduğunu bilmek onu keyiflendirmeye yetiyordu. Savcı ve hâkimleri, mübaşirleri ya da kâtipleri düşünmek istemiyordu. Şu anda kutu gibi kapalı bir yerde olsa bile yollar arabanın tekerlekleri altından akıyordu. Köprülerden geçiyor, sokakları dolaşıyor ve trafik lambalarında duruyordu. Dışarıda olmak ne güzeldi.
83 
 Kalbindeki Karanlığın Yükselişi  (Umut Salih Tiryakioğlu)

Gelgelelim sana, aşk benim en tatlı günahlarımdan biriyken, sen bunu bile en zavallı bir halet’i ruhiye içerisinde yaşamayı kanıksıyorsun. Hem de yeryüzünde dişi olan her yaratığın güce taptığını bilecek kadar akıllı olduğun halde! Aşkını yansıtırken kullanacağın hal lisanının -seninki gibi- romantik, zayıf ve kuruntulu izlenimler bırakması, dişi varlığa ‘Bana eziyet edebilirsin!’ demekten farksızdır. İnan o da bu fırsatı sonuna kadar kullanacaktır.
84 
 Türk Savaş Uçakları Diyarbakır'ı Bombalıyor!  (Hulki Can Duru)

İsrail'in Gazze saldırısının Türkiye versiyonu olarak haber kaynaklarından aynen faydalanılarak kurgulanmış şeklidir. Böyle bir saldırıyı Türkiye Diyarbakır’a gerçekleştirmiş olsa idi herhalde ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinden oluşan Koalisyon Güçlerince çoktan işgal edilmiş olurdu.
85 
 Alaca Bulaca - 3 Son  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Öğretmen anlattı, anlattı, anlattı ve üzüldü. Bakışları yerdeki kilit taşlarına takılıp kaldı. Dinleyenler de üzüldü. Ve hiç kimse tek bir soru bile sormadı. Onlar suskunluk içinde kendi düşüncelerinde gezinirken dut ağacına bir sürü serçe kondu. Ortalığı gürültüye boğdular. Dallar sallandı, birkaç sarı yaprak yere düştü. Çaycı Kadir elinde bardaklarla dolu tepsiyle masaya geldi. Çay isteyen var mı abi? dedi.
86 
 Sakarı Boyu Hikâyeleri İle Seyr - Ü Sefer - 1  (Taner SARGIN)

Arda, Hamitabat’tan devam edip Yakacık’a girmeden sola doğru dönüp yukarıdaki Samrı köyüne ulaştı. Altı kilometrelik yokuşu çıktıktan sonra yamaç bir yerde kurulu olan Samrı köyü bölgenin oldukça eski köylerindendi. Arda seneler önce Samrı’ya; Çaltı’dan yarı toprak yarı şose yolu kullanarak gelmişti. Çaltı ise yine Sakarya nehrinin kenarında dokuz on bin hektar kapalı alanda seracılık yapılan bir belde idi. O zaman Samrı’da içtiği çayın tadı damağında kalmıştı. Samrı çoğunlukla hayvancılıkla uğraşırdı. Az da olsa meyve olarak genelde kiraz yetişirdi. Köyün kurulduğu sırtın iki tarafında evler vardı. Çoğu ahşap ve kerpiç karışımı evlerin damlarında eski kiremitler vardı. Samrı’nın köy kahvesinin önündeki bahçeden görünen kayalıkların içinde, çukurda kalan Harmanköy’ün Samrı’dan görünmesi imkânsızdı.
87 
 Bok Böceği ile Uğur Böceği  (Bulut)

İki böceğin yaşam karşılaştırması
88 
 81. Çizgi  (selim çok)

Ekmegimizi bandık kırmızı düşlere.sevdik ve çok ezildik.
89 
 Öykülerin Sağı Solu Belli Olmaz - 2  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Peri masalları kılçığı, pulları temizlenmiş balık gibidirler. Ateşte pişse bile is kokmazlar. Öyküler yaşamların içinden geçer. Parmak uçlarına basarak değil, ökçeleriyle kaldırımları sallayarak hem de… Onun balıklarının zehirli dikenleri vardır. Çiçeğe kesen baharları apansız aldanıverir.
90 
 Altmış Kontürlük Aşk  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Ama yine de seninle bir daha görüşmeyelim. Böyle giderse iş iyice çığırından çıkacak. Sana bir şey olmasına, benim yüzümden başına bir şey gelmesine katlanamam. Eğer sen aramazsan ağabeyim sana ulaşamaz. Çok baskı yaptılar ama evinin telefon numarasını on
91 
 Zaman, Mekan - Patates, Soğan 4  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Yerinden kalkıp onun koluna girdi. Ağzındaki sigarayı saklamaya çalışan delikanlıyı dükkânın kapısından sokağa attı. Bünyamin bu işe fana bozuldu. Çuf çuf diye bağırdı. Bütün sokağı inleterek, Çuf çuf… Onlarca kez, hem de edepsiz el hareketi yaparak. "Çuf çuf işte sana Osman. Çuf çuf…"
92 
 Parantez  (selim koç)

"batarak geçiyor ihaleyi sekize düşüren kavak ağacı boyundaki tehdit.bakarak dördüncü yıkılışı arıyor kupa beyi boyutlarındaki emperyalist kaplanlar..."
93 
 Bir... Bir...Bir...Bir...  (Öykü Yüzer)

Küçük, budist, mutsuz, derisi sarımtırak, narin, kukulu kızlar, kızlar, kızlar…
94 
 The Waltz Of Utopia…  (jade)

Boşlukta sallanmaktansa, bir patikadan sıvışmalıydım zaman kaybetmeden.
95 
 Yeni Bir Çağın Başlangıcı  (Var Samsa)

Zihnimde bir soru belirdi ve cevabını kitaplarda, ansiklopedilerde, hatta internette bile bulamıyorum...
96 
 Öykülerin Sağı Solu Belli Olmaz - 1  (seyfullah ÇALIŞKAN)

Öyküler parmaklarını avuç içine yuvarlayıp borazan yaparak çığırtkanlar gibi sokaklara bağırmazlar. "Haydi, yetişin başlıyor." Biz duysak ta duymasak ta, görsek de görmesek de yaşamları ince ince işlemeye devam ederler. Arada bir yaşamın bazı renklerine uzaktan baktığı doğrudur.
97 
 Yollardasın,bir Arabaya Biniyorsun...  (evren gelen)

Birileri için çok eğlenceli birileri için iyi bir anlatı konusu arkadaş ortamında şu ünlü milli olma durumunu senin ruhuna bıraktığı derin izleri bilmeksizin anlatacak...
98 
 Sigara&çakmak  (Hüseyin Uludüz)

Sigara aslında aşıktır çakmağa . Çakmak aşık mıdır? bilinmez
99 
 Radyo  (Hakan BENLİ)

Erttemen kenşek erken turdu malları,koylardı cemledi,sütlerini savdu,tavuklarman itge karadı.Çaydı salıp sıpradı hazırladı.kün tuvmay beri bir oyaka bir buyaka cuvurup turgandı.Ketip bayını, ballardı şagalardı turguttu, anasıman akası da turdu,hepsi barabar epteklerini cediler. Kisilerge bardak şay yasap berdi.Kene radyodu tınlap oturu ediler.
100 
 Alcina  (İkbal Elvan Türkel)

- Peki, sorarım sana Manuel o konsülün diz çöküp sessizlikle dua edin demesi neyi değiştirdi bizim hayatımızda? Surların dibindeki dilencilere açlığını kuru bayat peksimetle yatıştıran, pirelide olsa soğuğu kestiği için sırtına attığı pelerinden başka giyeceği olmayan, Tanrının lütfü baharda ,yazda balıklar avlayıp aç kalmaktan kurtulanlara ne verdi? Zelyotlar kaybettiği savaş hepimizin kaybı değimliydi? Türk dostu Kantakizos bir kızını Türk ile evlendirdi öteki kızını imparatorla ve sırtını dayadı sağlam kapılara .Artık gidip manastırında otursun , artık tüm gününü dua ederek geçirsin. Kim nasıl rahatsız etsin ki onu ? İşte budur Manuel dostum geleceğe mirasımız budur: Gençliğinde her haltı ye, yaşlanınca bir manastır yap sabah akşam dua et. Homeros bile dememiş miydi? “Tanrılar bile kanarlar adaklara kurbanlara”

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Dirahşan
selim çok
Öykü > Deneysel
Efendisiz
selim çok
Öykü > Deneysel
İğde Sokağı
Hacer AKTAŞ
Öykü > Deneysel
81. Çizgi
selim çok
Öykü > Deneysel
Yardım
MUHAMMET ALİ YÜKSEL
Öykü > Deneysel
Selver
Seyfullah ÇALIŞKAN
Öykü > Deneysel
Deep 5. 10
selim çok
Öykü > Deneysel
Dark 6. 11
selim çok
Öykü > Deneysel
Alcohol!
selim çok
Öykü > Deneysel

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.