Bir Fantastik Kurgudur Kâinat
Bana göre içinde yaşadığımız şu kâinat oldukça fantastik bir âlem. Bütün bu evrenin ve bilemediğimiz tüm kâinatların yazarı olan sanatkârın karşısında hayran olmadan duramıyoruz.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bana göre içinde yaşadığımız şu kâinat oldukça fantastik bir âlem. Bütün bu evrenin ve bilemediğimiz tüm kâinatların yazarı olan sanatkârın karşısında hayran olmadan duramıyoruz.
Şimdi zaman yaprakların düşüşüne gizlenmiş kitabı okuma zamanı. Açın pencereleri evinizin önündeki ağacın dalındaki yaprakları okuyun, okuma yazmanız varsa tabii ki
Hayatınız boyunca hiç içinde yaşadığınız bu dünyayı değiştirmek isteyen bir insan olmayı istediniz mi? Büyük liderler, büyük insanlar gibi siz de bu dünya’yı kendinizce değiştirmeyi hiç düşünüp, hayal ettiniz mi?Olaya gerçekçi ve objektif bir açıdan yaklaştığımızda, bu dünya’yı aslınla kim değiştirmek istemez ki.
Susuzluktan kavruldu yüreklerimiz.Daha bir iyi anladık mı acaba Afrikalı o küçük çocuğun yakıcı güneş altında aç susuz neler çektiğini?
Ben, Âdem... Yaratılmış ilk insan... Daire artık tamamlanmak üzere. Kim olduğunu hatırlamanın artık zamanıdır. Şimdi kendine gel ve söyleyeceklerime kulak ver...
Herkesin denizi kendine güzel elbet. Ama Karadeniz bir başka güzel sanki. Hele o an be an değişen yüzü daha da bir güzelleştiriyor onu. Havasından mıdır, suyundan mıdır bilmem; kararsızlığı üstündedir daima. Bir bakarsın sessiz, sakin, duru... Mavi bir çarşaf gibi uzanır gider göz alabildiğince. Bir bakarsın sebebsiz bir
Hayatı anlamlandırmak biraz da kendimizi anlamlandırmakla alakalı galiba...Nasıl bakıyoruz hayata ya da hangi renk gözlükleri kullanıyoruz bu mana keşşaflığına soyunurken?
Umut, ufkunda bir güneş gibi...Üzerine her sabah doğudan doğup, üzerinden her akşam batıdan batan. Sarı ışınların mavi dalgalarınla dansına karışmış; yüreğimdeki kıpırtılar. Her doğan günle ufka yelken açtırıp, batan günle birlikte usulca yüreğime geri bıraktığın kıpırtılar... İşte sen deniz; umutsun umutsuzluklarıma ! Med- cezir misali...
Onlar “özgürlerin toprağı” nı buldular ve “özgürlük aşkı bizi buraya getirdi” diyerek bundan tam 162 yıl önce bağımsızlıklarını ilan ettiler.Liberya… Şimdilerde insanların ne kadar “özgür” olduklarını düşündüren ülke…
Seni ne kadar hakediyorum? Sevdiğim kadar mı değer verdiğim kadar mı?
Bu dere ile ben aynı lisanı konuşuyoruz.buradaki çiçeklerle, bu gökyüzü ile, üzerime dolacak olan bu toprakla ben aynı lisanı konuşuyoruz.
Ozan tabakasının delinmesi, küresel ısınma ve iklimlerin değişmesinde insanının çevreyi bilinçsizce kullanması vardır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye topraklarının yüzde 27’sini kaplayan ormanlık alan, bugün (verimli ormanlık alanı) yüzde 14’lere kadar gerilemiştir. Bu bağlamda TEMA Vakfı’nın ve Pankobirlik’in çevreye karşı duyarlıklıkları ve katkıları takdire şayandır.
Rüzgar,
yine , ayrıntılarını özenle kurduğu bir sonsuz gezinti oyununun tek oyuncusuymuşçasına güvenle, savuruyordu kendini oradan oraya...
İnsan hayatı rutindir.
Dünya' ya her gelen ve her veda eden ,
Senden benden farksız birşey yapmamıştır.
Doğmak,emeklemek,yürümeye başlamak ve sonrası...