Ondan Sonra - 9
ABD kendi hainlerini yaşatmaz,
hemen yok eder.
Diğer ülkelerin hainlerini ise destekler,
o ülkenin başına geçirir.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
ABD kendi hainlerini yaşatmaz,
hemen yok eder.
Diğer ülkelerin hainlerini ise destekler,
o ülkenin başına geçirir.
Ülkemizin tüm sorunları bizim ortak sorunumuz...birlikte hareket ederek çözüm üretmemiz gerekir
Sanat bir toplumun kültürünü,örfünü adetini,inançları,gelişmişliğini eserler yardımıyla bizlere sunma işidir.Bir ülkede sanata verilen değer ne kadarsa o ülkenin gelişmişliği o derece gelişir.Sanat önemini kaybetmeyen hep kanını tazeleyen,insanların,duyguların dilidir. Sanat cesaret işidir ahlak işidir.Sanat güzelliklerin esere yansıtılmasıdır.
Önce Tanrı öldü, sonra söz; sıra insanda...
Post-modern algı yasaları, Batı felsefesinin intiharı'nın katilleri tarafından bir tür silah olarak küreselleşen medya aracılığıyla bütün dünyanın alnına dayanmıştır. Oysa post-modern felsefenin önderleri sayılan düşünürler ve düşüncelerinin, insanın yok edilmesine dair bir silah üretmedikleri ortadadır. Onlar, sözün düşünceyi değil,
Ne demiş Rus Edebiyatının zirve isimlerinden Lev Tolstoy Bir insan acı duyarsa canlıdır, başkasının acısını duyarsa insandır. Hangimiz duyuyoruz başkalarının acılarını? Zor günlerden geçiyoruz, kaç kişinin gece yatağa yattığı zaman şu devirde olan bitenlerden dolayı uykusu kaçıyor? Civan gibi evlatlarımız toprağa düşüyor. Bir dolu masum insan Akdenizin, Egenin
Canlının yapı taşlarını, canlılığa ilişkin şifreleri, genleri vs. değerlendirmek, araştırmak durumundayız. Bir örümcek ile insan arasındaki yapısal benzerlikler ve ayrılıkları tartışmak durumundayız. Çizmeyi aşmak gibi bir gayretim olmayacaktır. Doğanın bir parçası olan insanın, doğanın diğer parçaları ile ilgisi tartışılmalıdır.
Yaşadığımız toplumda, milletin fertleri olarak, müthiş bir kültür erezyonu yaşamaktayız. Millet ve devlet tutarlılığımız, zaman zaman inkıtaya uğruyor. Bireyler çaresizlik ve perişanlığı aynı anda yaşıyorlar.
Şimdi sen gidiyorsun. Uzak, gürültülü, herşeyin biraz daha büyük ve daha çok olduğu, istenilen herşeyin belirli bir bedel karşısında sunulduğu, büyük elmasların olduğu bir yere. Birazdan otobüsün hareket edecek. Çoktandır sıkıldığın, nefes alamadığın, bir kapana kısıldığın bu yeri geride bırakacaksın. Kulaklarda hep aynı şarkının tekrar ettiği ve insanların
Toplum olarak, meselelere bakarken tahkik yeteneğimizin ihmal edildiğini görmeliyiz.
Bu bakımdan tebpit ve teşhişleri nasıl yapacağımızı yakınen bilmek zorunayız.
Kaht-i ricâlin tam da zirvesindeyiz
Yaşadığımız bugünlerde kıtlık kelimesi ve kavramı gündemi
haylice neşgul ediyor..
Gıda kıtlığı,
Enerji kaynakları kıtlığı,
Düşüncelerini empoze etmeye çalışan, ırkçı/kapitalist medyada alan bulmuş, internet sayesinde alanını genişletmiş bu medya-ateşçilerinin hedefi, okurlar, dinleyiciler, izleyiciler, net sörfçüleri, hızı seven ileticiler, gözlemeyi seven masumlar, öğrenme, bilme, özümseme hakkı olan insanlardır.
SÖMÜRÜ ÇARKInı döndürmenin tek yolu değerleri üretenleri yönlendirebilmek, yönetebilmektir. Bu nedenle iktidar olabilmek için yığınla vaat, yalan dökülüyor önümüze. Kanıyoruz...Çünkü aynı talandan pay kapma umudumuz, isteğimiz var.
Niye hep bir şeyi başka bir şeyle kıyaslayıp da yerden yere vuruyoruz ki... Sevgililer Günü gidin bir çocuğa ayakkabı mont alın. Bunun için zaman beklemeye gerek yok ki... Zekat 365 gün ve her saatte verilebilir... Niye birbirine alternatif olsun bir şeyler... İçinden geçiyorsa sevdiğine de al bir şeyler,
Tüm bu bilgiler ışığında asıl sorun şu; temsiliyet meselesi, yani bir yeri anlatan herhangi bir şey, bir yere konulan bir heykel orayı simgeleyen, temsil eden bir özelliğe bürünür ve bu çok güçlü bir görsel, işitsel ya da yazınsal bellek oluşturur.
Haraç mezat satılan namus ar.
Zarar hep zarar.
Argonun turfanda tarlasında küfrün bini bir para.
Zırva tevil götürmezken,
Işıltılı ekranda kelli felli adamlar zırvalar. Her şey hırdavat pahasına.
Ulusal arpalıkların toplumsal önemi değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Yolda yuruyorsun, bir patlama sesi ve ne oldugunu anlamadan yerde buluyorsun kendini. Burnun kaniyor, dudaklarina kan geliyor, ne oldugunu anlamaya calisiyorsun...
Demokrasi özgür bireylerden oluşan toplumlara özgü bir rejimdir. Bireyleşmenin önündeki engeller demkrasimizin gelişmesini de engellemktedir.