Keşke
Hissedebilseydik geleceği bugün hiç bir şekilde kötü bir olay yaşamazdık. Önümüze düşen hikayenin kahramanıyız.
"Bir yazarın cenazesi, okurları için son bir 'spoiler' avıdır." – Terry Pratchett (kurgusal alıntı)"
"Bir yazarın cenazesi, okurları için son bir 'spoiler' avıdır." – Terry Pratchett (kurgusal alıntı)"
Hissedebilseydik geleceği bugün hiç bir şekilde kötü bir olay yaşamazdık. Önümüze düşen hikayenin kahramanıyız.
Suriye Devleti ile komşuluklarımız sekteye uğrasa da, Suriyeliler ile komşu olmaya devam ediyoruz. Hepinizin bildiği gibi savaştan kaçan Suriyeliler ülkemize sığınıp bir şekilde, bir yerlerde ikamet ediyorlar her ne kadar sersefil olsalar da. Resmi olmayan rakamlara göre üç milyona yakın Suriyeli sığınmacı var yurdumuzda. Ne diyelim Allah hepsinin
Genç nesillere alın terinin ne denli kutsal olduğunu öğretmeliyiz ki kısa yoldan, hak, hukuk demeden, çalıp çırparak ve devleti dolandırarak kısa zamanda köşe dönmeye kalkmasınlar. Yenen her bir haram lokmanın bizleri biraz daha cehennem ateşine yaklaştırdığını, manevî dünyamızı harabeye çevirdiğini, imanî ve insanî duygularımızı alıp götürdüğü gerçeğini onlarla
Gül bahçelerinde gül koklamak en çok onların hakkıydı; dikenleri tenlerine battı! ..
Ağladılar ve kanadılar durmadan!
Okumaya değmeyen bir deneme. Gidin bir bardak çay için veya çocuğunuza yenilin daha iyi...
Gelişen sürecin doğru olan deklarasyonuna göre zulmü ve ceberrutluğu içinde başa gelen köleci deklarasyona uygun olmakla doğruydu, kaderdi. Kadere rızasızlık yanlıştı, kâfirlikti.
Kalbimin en orta yerinde bir vaveyla! Bir an sustum, sustum sustum! Çünkü ruhum bedenime, bedenim ellerime geçmiş durumdaydı. Toplum sağırlığı, bilinç körlüğü de adına, ne dersen de işte! Bunlardı beni üzen şeyler. Beş duyu neden yetmiyordu? Ne zaman ki bu kör noktayı yıkacağız işte o günü kadınlar günü
Nerden aklıma geldi ben de bilmiyom. O hırsla sordum Memet Amca’na: “Sen gençliğinde rakıyı sulu mu içerdin, susuz mu? dedim. “Gece yarısı ne rakısı be gadın! Ben de, rakıya gafayı dakanların ne halt yediklerini, yerken de yanında su içip içmediklerini gerçekden çok merak ediyom.” dedi. Homurdana homurdana, arkasını
Mükemmel bir dünyada yaşıyor olsaydık Fransa'daki karikatür için verilecek cevap mermiler olmazdı..
Bugün görünen o ki yurdum insanının çoğu, maddi anlamda kendi çıkarını her şeyin üzerinde görmeye öncelik veriyor. Oysa bu milleti manen inşa eden o; nezaket, saygı, hoşgörü, yardımseverlik, fedakârlık gibi benzeri kelime ve kavramların, hayatımızdan çıkartılmış olmasını çok acıklı buluyorum..
Sadece canlılar mı ölür, peki ya kitaplar? Kitapların da bir ruhu yok mudur?
Kitap sektörünün ve yayıncılığın zor günler geçirdiği günümüzde, acilen bir şeyler yapılmazsa eğer kitaplar ölecek ve kültür büyük bir darbe görecektir. Kitapların ölmesi demek, toplumun hafızasının ölmesi demektir ki bu da ciddi bir
Taze fasulye ayıklarken ellerimin otomatiğe bağlandığının farkına bile varmadan aklım uçup uzaklara gitmiş. Dağları aşmış, yolları tüketmiş, zamanın çok ötesinde bir yere ulaşmış. Ama suç benim değil ki. Kaç defa söyledim, bu işleri bana yaptırmayın diye. Dinleyen kim. Akşam olunca sen de bizimle yemek yemiyor musun? Öyleyse sende
Alışveriş merkezinin yürüyen merdivenlerinden yukarı doğru çıkıyorum. Bir anlığına müşterisine siyah paltoyu satmaya çalışan sarışınla göz göze geliyorum. Hatun kişi gayet tatlı ama sesindeki farklılığı ve hareketlerindeki anlamsızlığı yürüyen merdivenlerden bile fark edebiliyorum
yazıma yeni demokrasi fikri ile girecektim ki her gün yeni kavgalarla meydana gelen ölümler beni derinden yaraladı.
Geri dönmeyi istemeden verilen hayatlardır arzulanan.
Nasıl da her gün her gün tükürüp, çöp attığımız bu sokaklarda birikmiyor bu pisliklerimiz ?