Bana Göre
İnandığınız ve hakkında konuştuğunuz kişi ya da değerleri; önce bir araştırın, değerlendirin, sonrasında buna göre de karar verin. Bence tabi.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bu devirde de insanın kendi kendini yemesi için sebepler dolu... Baştakilere kızarsın, yer bitirirsin kendini... Oğluna kızına çıkışırsın istediğim gibi davranmıyor keratalar diye, yine yersin kendini... Sen nasıldın ki daha bebe belikken? Hiç onları aklına getirmiyorsun...
Savaşın bir namusu varsa ki biz öyle olduğunu iddia ediyoruz, o zaman bir dolu da namussuz var, savaşların içinde palazlanan... Kim Bunlar? Bunlar gündüz insan gece hırt, diyebileceğimiz tipler. Her şekle, kılığa girerler... Kimi zaman Rudolf Hes olurlar, kimi zaman Ratko Mladiç olurlar, kimi zaman Arayik Harutyan olurlar...
Oysa,Soluk olmuştu nefessiz kalan millete bakışları. İnkılâplar, gayret ,kalkınma hamleleri; şimdilerde bir bir sattığımız İnhisar(tekel), Sümerbank onun yadigarı. Yok artık Kızılay’daki iğde ağaçları. Ankara gecekondu diyarı...
Bu yaştaki kız çocuklarının annelerinin davranışlarını daha iyi incelediklerine şahit oluyorum. Ve elbette çevrelerinde duran ablalarına! Onların saçlarına, makyajlarına, başörtülerine, hareketlerine, giyim tarzlarına kadar rol model alabiliyorlar.
Herkesle tartışma yapılamaz. Tartışma sabit fikirli, ön yargılı, art niyetli olanlarla, cahillerle, konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlarla, inatçı, saygı ve edep fakiri kişilerle yapılmamalıdır. Yani kral aslanın dediği gibi eşekle tartışılmamalıdır. Aslında tartışmak çok da doğru bir eylem değildir. Çünkü; dostla yapılırsa; dostun dostluğunu azaltır, düşmanla olursa onun
Ben iyiyim. Guşlar gibiyim. Hani ganadım olsa, sanki uçuverecem.
Paylaşmak büyük önem taşır insanlar arasında. Çünkü mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır, acılar umutsuzluklar paylaşıldıkça son bulur. Gelin hep birlikte acıları paylaşıp mutluluğa çevirelim; mutsuzlukları umutsuzlukları yok edip, bitirelim.
Daha önceki meclisimizde 76 kadın milletvekilimiz varmış. Pazar günü yaptığımı seçimde ise 96 Kadın Milletvekilimiz değişik partilerden meclisimize teşrif etmişler... Partilere gör dağılım ise şöyle... AKP'de 48, HDP'de 24, CHP'de 18, MHP'de 4, İYİ PARTİ'de 2 kadın milletvekilimiz mecliste ki yerlerini alacaklar...
Siz siz olun; gitmek istemediğiniz hiçbir yere ille de gitmek için kendinizi zorlamayın. Zorla giderseniz, gittiğiniz yere zaten yakışmazsınız. Pembe üstüne kırmızı giymiş gibi, sırıtırsınız.
Hissedebilseydik geleceği bugün hiç bir şekilde kötü bir olay yaşamazdık. Önümüze düşen hikayenin kahramanıyız.
Kız çocukları, ikinci dört yılın sonunda okuldan alınacaklar. Belli görüşe hizmet eden dershanelerde eğitilecekler. Erken yaşta meslek okullarına yönlendirilecekler. Çocuklar gelecekleri açısından karar verebilme olgunluğuna henüz erişmedikleri için, başkalarının yönlendirmesiyle hareket edecekler. Çocuk gelinlerin sayısı artacak. Birçok dershaneye gün doğacak. Açık öğretim hakkı bahanesine sığınarak, kız çocuklarına haksızlık
Bir dönem sağ cenah yazarların duygu dünyalarından süzülen en kötü eseri, sol cenah yazarların en iyi, en popüler eserlerine tercih ederdim. Sol düşünür veya yazarların ne dünya görüşünü ne hayat biçimini ne de yaşam felsefesini zerre kadar merak etmezdim.
"Düşüncenin ve Korkunun azad olduğu bir ülke.
Bir ülke ki insanları dimdik.
Dünya duvarlarla bölünmemiş.
Kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır.
Emek kemale uzatır kollarını.
Yarattığınız sistemler Kullandığınız yöntemler Yaşamak istemem artık aranızda Demiş şair Haksız mı?
Kalbimin en orta yerinde bir vaveyla! Bir an sustum, sustum sustum! Çünkü ruhum bedenime, bedenim ellerime geçmiş durumdaydı. Toplum sağırlığı, bilinç körlüğü de adına, ne dersen de işte! Bunlardı beni üzen şeyler. Beş duyu neden yetmiyordu? Ne zaman ki bu kör noktayı yıkacağız işte o günü kadınlar günü
Gelişen sürecin doğru olan deklarasyonuna göre zulmü ve ceberrutluğu içinde başa gelen köleci deklarasyona uygun olmakla doğruydu, kaderdi. Kadere rızasızlık yanlıştı, kâfirlikti.
Ahlaki bunalımların baskısı vicdanınıza dokunmuyor mu? Dokunmuyor mu? Halkın sosyal bağlarının çözülüşünü görürken bir eziklik hissediyor musunuz? Hissetmiyor musunuz?