Babalar Günü Hediyesi Babaya Özel de Anneler Günü Hediyesi Neden Eve Özel?
Babalara özel olsun...
"Hayat bir tiyatro sahnesi dediler, ama kimse bana kostüm provası için randevu vermedi." - Franz Kafka (kurgusal)"
"Hayat bir tiyatro sahnesi dediler, ama kimse bana kostüm provası için randevu vermedi." - Franz Kafka (kurgusal)"
Babalara özel olsun...
Yufka yüreklidir kadın... Bileğinden çok aklının ve yüreğinin sesine kulak verir... Sevmek ve sevilmek için yaratılmışlardır... Duygu yüklüdür. Bir kadını ağlatmak kadar kötü bir olay yoktur dünyada... Bedensel olarak erkeklere nispetle daha güçsüz olsalar da, duygusal zekaları ve yönleri ile erkeklerden kat kat üstündür kadınlarımız...
Özlüyoruz doğru kişileri ve davranışları... Halbuki yapılması gereken bu.
İnsan doğasının karanlık yönlerini ve günlük hayatta sıkça karşılaştığımız ahlaki ikilemleri sorgulayan düşündürücü bir metin. Yalakalık, hırsızlık ve riyakârlık gibi kavramları ele alarak, okuyucuyu kendi davranışlarını ve motivasyonlarını sorgulamaya davet ediyor. Modern toplumda normalleşen etik dışı davranışlara dair keskin bir eleştiri sunuyor.
Yüreğin üşüyorsa, dünyanın çeşitli yerlerinde olan katliamlara bunu solcular yaptı, onu sağcılar yaptı, şunu köktendinciler yaptı, onlar faşist, bunlar kominist diye bakarsın. Ama temelde ölen insandır eti ile kemiği ile, duyguları ve düşünceleri olan bir canlıdır...
Yarattığınız sistemler Kullandığınız yöntemler Yaşamak istemem artık aranızda Demiş şair Haksız mı?
Ünlü Çek yazar Milan Kundera'nın da bir kitabının adıydı ''Var olmanın dayanılmaz hafifliği'' yıllardır düşünür dururum. Var olmak ağırlık mıdır, yoksa hafiflik mi? Romanı okuduğumu söyleyemem dört dörtlük, şöyle bir sayfalarına göz gezdirmiştim...
Hadi anlarım Ankaralılar denize koşsun kaplumbağalar gibi, İstanbulun denizi mi yoktu? Bodrumun kaçınılmaz geleceği İstanbul'unkiyle benzer mi?
Peki nasıl duracağız, bizi kim durduracak?
Her aşk gibi Bodrum beni çok üzdü, hatta bir dönem ayrılmaya karar vermiştim de ailem zorladı.
nnem söylemedi ama bir klişe daha vardır. Köy kızları mahcup olduğu kadar masumdurlar. Utangaç oldukları kadar bakiredirler. Onlar gizli yerlerde açan nadide çiçekler gibidirler. Eşsiz ve el değmemiş, hiç koklanmamış. Bak neredeyse unutacaktım. Üstelik doğurgandırlar. Topaç gibi al yanaklı bebeleri olur. Ne kadar çok istersen Dört, beş altı
Paylaşmak büyük önem taşır insanlar arasında. Çünkü mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır, acılar umutsuzluklar paylaşıldıkça son bulur. Gelin hep birlikte acıları paylaşıp mutluluğa çevirelim; mutsuzlukları umutsuzlukları yok edip, bitirelim.
Dün akşam bi ürya gördüm ki sevgili günlüğüm, bu seferki evlere şenlik. Her zamanki gibi korkunç değildi. Pek eğlenceliydi. İlk defa şöyle doğru düzgün bi ürya gördüm. Uyanınca da, keşke bu ürya gerçek olsa dedim, Emel Sayın gibi.
Muhalif köşe yazarlarına “leş gargaları” diyen, tv programlarına ve yargıya müdahale eden, Anayasa Mahkemesinin gararlarına saygı duymayan, adı yolsuzluğa garışmış bakanlarını ifadeye çağıran savcıları görevden alan, oğlunu ifade vermeye göndermeyip makam arabasında poz veren, gazetecilere ve ODTÜ öğrencilerine terörist muamelesi yapan, beş altı tane gemi sahibi oğlu olan,
Gelişen sürecin doğru olan deklarasyonuna göre zulmü ve ceberrutluğu içinde başa gelen köleci deklarasyona uygun olmakla doğruydu, kaderdi. Kadere rızasızlık yanlıştı, kâfirlikti.
Sadece canlılar mı ölür, peki ya kitaplar? Kitapların da bir ruhu yok mudur?
Kitap sektörünün ve yayıncılığın zor günler geçirdiği günümüzde, acilen bir şeyler yapılmazsa eğer kitaplar ölecek ve kültür büyük bir darbe görecektir. Kitapların ölmesi demek, toplumun hafızasının ölmesi demektir ki bu da ciddi bir
Orhan Pamuk