Objektiflik - Enflasyon (Marslı'nın Köşesi 1)
Enflasyon ve objektiflik adına köşe yazısı tadında bir makale-inceleme...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Enflasyon ve objektiflik adına köşe yazısı tadında bir makale-inceleme...
"İnsanların yüz özelliklerinden karakter okuma iddiası olan fizyonomi, tarih boyunca ilgi görmüş bir yöntem. Yunanca kökenli bu yaklaşım, alın genişliği, bakış keskinliği gibi fiziksel özelliklerin kişilik hakkında ipuçları verdiğini öne sürer. Ancak bu iddia, hem İslami perspektiften hem de modern bilimsel bulgular açısından ciddi sorunlar taşımaktadır."
Osmanli Devleti̇ Dönemi̇nde Devrek'te Yaşanmiş Bazi Büyük Felaketler
Bu metin, erken dönem tarihinde toplumların köleci sistemlere geçiş sürecini Tevrat'taki Avram hikâyesi üzerinden analiz ediyor. Grotesk, totem ve ilahi dönemleri kapsayan tarihsel seyir içinde, El mana (kölecilik) döneminin nasıl şekillendiğini inceliyor. Yazar, kölecilik sisteminin binlerce yıllık kurumlaşma sürecinin günümüz kapitalizmine kadar uzanan etkilerini ve toplumsal hafızada yarattığı
Bugün hızla yaygınlaşan ahlaki dejenerasyonun en önemli nedeni dinsizliğin oluşturduğu kendini başıboş ve sorumsuz zannetme görüşüdür. Materyalizmin ve dinsizliğin en büyük silahı olan evrim teorisinin bilimsel bir gerçekmiş gibi zorla benimsetilmeye çalışıldığı, bencil, maddiyatçı karakterlerin ön planda olduğu senaryolar yaygınlaşarak, milyonlarca insanın izlediği filmlere dönüştürülür.
Deprem, anlık bir sarsıntı değil, uzun süren jeolojik bir sürecin sonucudur. Bu metin, depremin tektonik plakalar arasındaki enerji birikimi ve ani boşalım döngüsünü yeni bir perspektifle ele alıyor. Minimum evreden optimum evreye, oradan da maksimum evreye geçiş sürecini termodinamik prensiplerle açıklayan bu yaklaşım, depremi döngüsel bir sistemin parçası
Bu yazı, totem kavramını derinlemesine inceliyor. Yazar, totemi sadece tanımlamak yerine, okuyucunun kendi anlamını çıkarmasını teşvik ederken, totem'in sosyolojik boyutlarını vurguluyor. Totem, öznel bir mana taşısa da, nesnel grup yaşamından doğan, kolektif yaşamı düzenleyen bir ilke olarak ele alınıyor. İlk toplulukların doğada bir arada kalma ve dayanışma sağlama
Bu metin, 2008 küresel finans krizinin geleneksel ekonomi teorilerinin yetersizliğini nasıl ortaya çıkardığını ve bunun sonucunda geliştirilen Dinamik Kırılganlık ve Uyarlanabilir Ekonomi Teorisi'ni (DKEYT-M) anlatıyor. Yeni model, ekonomiyi sürekli değişen karmaşık bir sistem olarak ele alıp, teknoloji destekli çözümler sunarak klasik denge varsayımlarını reddediyor.
İnsan neden yazar? Bu soru daha büyük bir sorunun bir boyutudur. Büyük soru: İnsan neden sanat yapar? Sonra da neden ürünlerini başkalarıyla paylaşmak ister?
Bu metin, aidiyet duygusunun farklı boyutlarını inceliyor. Kişinin kendini güvende hissetmesini sağlayan aidiyet, hem doğal yaşamdaki kolektif tutumlarla başlayan ilk aidiyeti hem de emek ve paylaşım temelli ikinci tip aidiyeti kapsar. İnsan ilişkilerinde, kişinin diğer insanlarla veya bir yerle kurduğu bağlar, aidiyet duygusunu şekillendirir. Metin, insanı insan yapan
Devrek'ten Söz Eden Bi̇r Yazar: Emi̇n Çakiroğlu
Sınıf, yapılan savaş ve kazanılan Osmanlı toprakları ile ilgilenirken ben bütün utanmazlığımla, küpenin çok hoş olduğunu ve beyaz elbiseme de çok iyi gideceğini düşünmekteydim.
Yavuz Sultan Selim hakkındaki o anda edindiğim ilk kanı, çok zevk sahibi old
Size göre para dediğiniz şey nedir? Bilinmez bir dehliz mi? Çok izafi bir kavram mı? Yoksa para her şeyi mi!? Sanıyorum birine para ne işe yarar dediğiniz zaman her insanın ruh haletine göre değişik tepkiler alıp bunu kendi dünyalık görüş ve kavramlarınızla nazar aldığınız tepkiler ile karşılaştırıp inanılmaz
olayların arka planı...
Yeryüzü bütün canlılar için ortak yaşam alanıdır. Bitkiler, hayvanlar, insanlar iç içe yaşamaktadırlar. Bu canlılar içerisinde en uyumlu yaşaması gereken topluluk da insan topluluğudur çünkü onlarda uyum için en gerekli olan akıl vardır. Akılla insan konuşan, planlayan, kural koyan ve uygulayan toplumsal bir varlığa dönüşür. Jean Jacques Rousseau’nun
Belebey'den kuzeydoğuya doğru iki günlük mesafede Balkan dağı denilen başı göğe yükselmiş çıplak bir dağ vardır. Bugün çıplaktır ama bir zamanlar yemyeşil ormanlarla kaplı idi. O zaman bu ormanlarda kuş sesleri, Başkırd çobanlarının türkülerine ve kaval seslerine karışırdı. Balkan dağından pek uzak olmayan başka bir ülkede de sahilleri
Sakin sakin oturdukları barda birden kavga çıkarıyorlar. Devamlı siyah giyiniyor, bazen silah taşıyorlar. Agresifler; kendilerine asılan kadınlara bile kötü davranabiliyorlar.
Karmaşık ekinselel çeşitlilikle donanabilen ve etkili bir biçimde yönetebilen bireylere gereksinim hızla artıyor. Dünya giderek daha çok küçüldükçe ve her bir bölgesi daha fazla çok- kültürlü duruma geldikçe, başarı yalnızca ekinlerarasında hem ulusal hem de uluslararası kuruluşların sorunlarına uygun bir biçimde yanıt verme becerilerine ve anlayışına sahip olan
Çocukluğumda kendimi Bruce Lee sanırdım. Bahçedeki ağaç, çiçek, böcek, enik, encik ne varsa girişir gücümün