Müzeler ve Devrek Arkeoloji - Etnografya Müzesi Kurulmalı mı?
Müzeler Ve Devrek Arkeoloji̇-etnografya Müzesi̇ Kurulmali Mi?
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"
Müzeler Ve Devrek Arkeoloji̇-etnografya Müzesi̇ Kurulmali Mi?
Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların (dış Türklerin) bize yakınlaşmasını bekleyemeyiz . Bizim onlara yaklaşmamız gerekli..." Mustafa Kemal Atatürk
"Yer kalmayıncaya kadar evi eve katanların ve tarlayı tarlaya birleştirenlerin vay başına ! Kötüye iyi, iyiye kötü diyenlerin, karanlığı ışık, ışığı karanlık yerine koyanların, acıya tatlı, tatlıya acı diyenlerin, kendi gözlerinde bilge olanların, kendilerini zeki sananların, rüşvet uğruna kötüyü haklı çıkaranların, haklı adamların hakkını elinden çekip alanların vay
Bu metin, kadın ve erkek arasındaki fiziksel güç farklılıklarını hem biyolojik gerçekler hem de toplumsal boyutlar açısından inceliyor. Testosteron, kas kütlesi ve vücut yağ oranı gibi fizyolojik faktörlerin oluşturduğu farklılıkları kabul ederken, bu durumun kadınların doğuştan güçsüz olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor. Farklılıkların aşılabilir olduğuna dikkat çekiyor.
Batıyı kendine model almaya çalıştığı halde ne batılı olabilen ne doğulu kalabilen ülkelerdeki dostluk-düşmanlık anlayışı ise cıvık mı cıvıktır. Tarih kitaplarına bile bu renksiz ve kimliksiz bakışı hepinizin okuduğuna eminim. Düşmanlar topraklarımıza göz dikti, Düşmanlar, ülkemizi işgal etti, düşmanlar şunları yaptı, düşmanlar bize bunları yaptı ... Ama, Allah
Bu metin, artık değerin kolektif etkiden doğduğunu ve üretim ilişkilerinin sürdürülebilirliği için kolektif etkinin önemini vurguluyor. Doğadaki enerji kaynaklarının kolektif etki ile birleşmesi, toplumda güven ortamı ve boş zaman aktiviteleri yaratarak zihinsel gelişimi tetiklemiştir. Bu kolektif süreçler zamanla üretim ilişkilerinin temelini oluşturmuş, totem alanlar ise bugünkü insanlığın yapıtaşlarını
Modern toplumun paradoksu: Teknolojik ve ekonomik ilerlemeye rağmen, insanlık daha derin bir varoluş kriziyle karşı karşıya. Bağımlılık istatistikleri bu krizi gözler önüne sererken, insanların gerçeklikten kaçış arayışı, refahın mutluluk getirmediğini gösteriyor.
“devrek Ile Çevresi̇ Tari̇h Ve Kültürü Üzeri̇ne” Başlikli Ki̇tabimiz Hakkinda
Dünyada acıların, katliamların ve çilelerin son bulması, Türk - İslam coğrafyasındaki kargaşa, karmaşa ve anarşinin ortadan kalkması, yoksulluğun son bulması, huzur ve güven içinde bir uygarlık için Türk İslam Birliği’nin kurulması çok önemlidir. Bu, M. Kemal Atatürk’ün de öngörüsüdür:
Daha önce bir kaç defa bahsettiğimiz gibi Tülek destanında Tülek isimli kahraman Balkan dağları civarında yaşayan bir yiğittir. Bu destan hakkkında da muhtelif görüşler mevcuttur. Kaynaklarda genel olarak Köroğlu Destanının Özbek rivayetinde Tülek Batır isiminde bir kahramandan sözedilmektedir.
Bugün hızla yaygınlaşan ahlaki dejenerasyonun en önemli nedeni dinsizliğin oluşturduğu kendini başıboş ve sorumsuz zannetme görüşüdür. Materyalizmin ve dinsizliğin en büyük silahı olan evrim teorisinin bilimsel bir gerçekmiş gibi zorla benimsetilmeye çalışıldığı, bencil, maddiyatçı karakterlerin ön planda olduğu senaryolar yaygınlaşarak, milyonlarca insanın izlediği filmlere dönüştürülür.
Bu yazı, totem kavramını derinlemesine inceliyor. Yazar, totemi sadece tanımlamak yerine, okuyucunun kendi anlamını çıkarmasını teşvik ederken, totem'in sosyolojik boyutlarını vurguluyor. Totem, öznel bir mana taşısa da, nesnel grup yaşamından doğan, kolektif yaşamı düzenleyen bir ilke olarak ele alınıyor. İlk toplulukların doğada bir arada kalma ve dayanışma sağlama
Karmaşık ekinselel çeşitlilikle donanabilen ve etkili bir biçimde yönetebilen bireylere gereksinim hızla artıyor. Dünya giderek daha çok küçüldükçe ve her bir bölgesi daha fazla çok- kültürlü duruma geldikçe, başarı yalnızca ekinlerarasında hem ulusal hem de uluslararası kuruluşların sorunlarına uygun bir biçimde yanıt verme becerilerine ve anlayışına sahip olan
Bu metin, erken dönem tarihinde toplumların köleci sistemlere geçiş sürecini Tevrat'taki Avram hikâyesi üzerinden analiz ediyor. Grotesk, totem ve ilahi dönemleri kapsayan tarihsel seyir içinde, El mana (kölecilik) döneminin nasıl şekillendiğini inceliyor. Yazar, kölecilik sisteminin binlerce yıllık kurumlaşma sürecinin günümüz kapitalizmine kadar uzanan etkilerini ve toplumsal hafızada yarattığı
"İnsanların yüz özelliklerinden karakter okuma iddiası olan fizyonomi, tarih boyunca ilgi görmüş bir yöntem. Yunanca kökenli bu yaklaşım, alın genişliği, bakış keskinliği gibi fiziksel özelliklerin kişilik hakkında ipuçları verdiğini öne sürer. Ancak bu iddia, hem İslami perspektiften hem de modern bilimsel bulgular açısından ciddi sorunlar taşımaktadır."
İnsan neden yazar? Bu soru daha büyük bir sorunun bir boyutudur. Büyük soru: İnsan neden sanat yapar? Sonra da neden ürünlerini başkalarıyla paylaşmak ister?
Sınıf, yapılan savaş ve kazanılan Osmanlı toprakları ile ilgilenirken ben bütün utanmazlığımla, küpenin çok hoş olduğunu ve beyaz elbiseme de çok iyi gideceğini düşünmekteydim.
Yavuz Sultan Selim hakkındaki o anda edindiğim ilk kanı, çok zevk sahibi old
Belebey'den kuzeydoğuya doğru iki günlük mesafede Balkan dağı denilen başı göğe yükselmiş çıplak bir dağ vardır. Bugün çıplaktır ama bir zamanlar yemyeşil ormanlarla kaplı idi. O zaman bu ormanlarda kuş sesleri, Başkırd çobanlarının türkülerine ve kaval seslerine karışırdı. Balkan dağından pek uzak olmayan başka bir ülkede de sahilleri
Yeryüzü bütün canlılar için ortak yaşam alanıdır. Bitkiler, hayvanlar, insanlar iç içe yaşamaktadırlar. Bu canlılar içerisinde en uyumlu yaşaması gereken topluluk da insan topluluğudur çünkü onlarda uyum için en gerekli olan akıl vardır. Akılla insan konuşan, planlayan, kural koyan ve uygulayan toplumsal bir varlığa dönüşür. Jean Jacques Rousseau’nun