Şimdi İhanet Zamanı…!
Somutlar vardır öznede.
Öteki, yanındaki, diğeri gibi.
Söz meclisinde konu aranır.
Ne nasıl niçine indirgenemez.
Hayallerimizi suçlarız zamanla.
"Sabahın dokuzu ve hala hayattayız. Bir mucize mi, yoksa sadece kahve mi?" – Dorothy Parker"
"Sabahın dokuzu ve hala hayattayız. Bir mucize mi, yoksa sadece kahve mi?" – Dorothy Parker"
Somutlar vardır öznede.
Öteki, yanındaki, diğeri gibi.
Söz meclisinde konu aranır.
Ne nasıl niçine indirgenemez.
Hayallerimizi suçlarız zamanla.
Karmaşık ekinselel çeşitlilikle donanabilen ve etkili bir biçimde yönetebilen bireylere gereksinim hızla artıyor. Dünya giderek daha çok küçüldükçe ve her bir bölgesi daha fazla çok- kültürlü duruma geldikçe, başarı yalnızca ekinlerarasında hem ulusal hem de uluslararası kuruluşların sorunlarına uygun bir biçimde yanıt verme becerilerine ve anlayışına sahip olan
Bu metin, artık değerin kolektif etkiden doğduğunu ve üretim ilişkilerinin sürdürülebilirliği için kolektif etkinin önemini vurguluyor. Doğadaki enerji kaynaklarının kolektif etki ile birleşmesi, toplumda güven ortamı ve boş zaman aktiviteleri yaratarak zihinsel gelişimi tetiklemiştir. Bu kolektif süreçler zamanla üretim ilişkilerinin temelini oluşturmuş, totem alanlar ise bugünkü insanlığın yapıtaşlarını
Bugün hızla yaygınlaşan ahlaki dejenerasyonun en önemli nedeni dinsizliğin oluşturduğu kendini başıboş ve sorumsuz zannetme görüşüdür. Materyalizmin ve dinsizliğin en büyük silahı olan evrim teorisinin bilimsel bir gerçekmiş gibi zorla benimsetilmeye çalışıldığı, bencil, maddiyatçı karakterlerin ön planda olduğu senaryolar yaygınlaşarak, milyonlarca insanın izlediği filmlere dönüştürülür.
Buğday, insanlık tarihinin dönüm noktası olan ve günümüzde dünya nüfusunun temel besin kaynağı olarak önemini koruyan stratejik bir tahıldır. Yaklaşık 12.000 yıl önce Neolitik Dönem'de kültüre alınan buğday, insanların yerleşik hayata geçişinde ve medeniyetlerin doğuşunda kritik rol oynamıştır. Beslenmenin ötesinde ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla da uygarlık tarihini
Dünyada acıların, katliamların ve çilelerin son bulması, Türk - İslam coğrafyasındaki kargaşa, karmaşa ve anarşinin ortadan kalkması, yoksulluğun son bulması, huzur ve güven içinde bir uygarlık için Türk İslam Birliği’nin kurulması çok önemlidir. Bu, M. Kemal Atatürk’ün de öngörüsüdür:
Bu metin, sosyal çekey ve el mana kavramları üzerinden toplumsal bilinç, yabancılaşma ve kulluk ilişkilerini sorguluyor. İnsanın kendine "kul" demesiyle başlayan süreçte, kolektif emek bilincinin yerini mülkiyet ilişkilerine dayalı bir sosyal düzenin aldığını anlatıyor. Toplumsal alan çekimi ve mülkiyet çekimi arasındaki gerilimi inceleyerek, öğretilmiş çaresizlik ve kulluk bilincinin
Suçsuz bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmek gibi olduğunu bildiren, en yakınlarının hatta kendisinin zararına olacak da olsa adaleti emreden, kendi ihtiyacı da olsa ihtiyacı olana vermeyi tavsiye eden bir din, çok açıktır ki insan ilişkilerinde kıstas alındığında huzur dolu bir toplum ve dünya oluşacaktır.
İnsanoğlunun belirsizlikle mücadelesinde, antik kahinlerden modern veri bilimcilerine uzanan öngörü yolculuğu. Delphi'den Babil'e, I Ching'den ebced hesaplamalarına kadar her medeniyet, gözlemlenebilir işaretleri yorumlayarak geleceği tahmin etme metodları geliştirmiştir. Özellikle ebced sistemi, harfleri sayısal değerlere dönüştürerek, bugünkü algoritmik düşüncenin öncüsü olmuştur.
Bu yazı, totem kavramını derinlemesine inceliyor. Yazar, totemi sadece tanımlamak yerine, okuyucunun kendi anlamını çıkarmasını teşvik ederken, totem'in sosyolojik boyutlarını vurguluyor. Totem, öznel bir mana taşısa da, nesnel grup yaşamından doğan, kolektif yaşamı düzenleyen bir ilke olarak ele alınıyor. İlk toplulukların doğada bir arada kalma ve dayanışma sağlama
Sınıf, yapılan savaş ve kazanılan Osmanlı toprakları ile ilgilenirken ben bütün utanmazlığımla, küpenin çok hoş olduğunu ve beyaz elbiseme de çok iyi gideceğini düşünmekteydim.
Yavuz Sultan Selim hakkındaki o anda edindiğim ilk kanı, çok zevk sahibi old
Bu metin, kadın ve erkek arasındaki fiziksel güç farklılıklarını hem biyolojik gerçekler hem de toplumsal boyutlar açısından inceliyor. Testosteron, kas kütlesi ve vücut yağ oranı gibi fizyolojik faktörlerin oluşturduğu farklılıkları kabul ederken, bu durumun kadınların doğuştan güçsüz olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor. Farklılıkların aşılabilir olduğuna dikkat çekiyor.
5 yıldır Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde yaşıyorum. Burada yaşadıklarım ve şahit olduklarım diğerleri tarafından bilinmesi gereken konulardır.
not: Fotografları da görerek yazıyı okumak ısterseniz, lütfen web sayfamı ziyaret edin.
Belebey'den kuzeydoğuya doğru iki günlük mesafede Balkan dağı denilen başı göğe yükselmiş çıplak bir dağ vardır. Bugün çıplaktır ama bir zamanlar yemyeşil ormanlarla kaplı idi. O zaman bu ormanlarda kuş sesleri, Başkırd çobanlarının türkülerine ve kaval seslerine karışırdı. Balkan dağından pek uzak olmayan başka bir ülkede de sahilleri
Size göre para dediğiniz şey nedir? Bilinmez bir dehliz mi? Çok izafi bir kavram mı? Yoksa para her şeyi mi!? Sanıyorum birine para ne işe yarar dediğiniz zaman her insanın ruh haletine göre değişik tepkiler alıp bunu kendi dünyalık görüş ve kavramlarınızla nazar aldığınız tepkiler ile karşılaştırıp inanılmaz
Bir hayat ki hak tanınmış, fırsat verilmiş, nasip edilmiş, evvel ve ahir öncelenmiş, Haktan ve şeytandan olanlar belirlenmiş, elçiler gönderilmiş.
olayların arka planı...
Sakin sakin oturdukları barda birden kavga çıkarıyorlar. Devamlı siyah giyiniyor, bazen silah taşıyorlar. Agresifler; kendilerine asılan kadınlara bile kötü davranabiliyorlar.
Zaman ve İnsanlar birlikte değişirler. Gerileme vardır ama geriye dönüş yoktur. Bu konuyla ilgili düşünce ve örnekler.
Ayfer Tunç