Dört Oğlu Vardı
Oğlu ayıp olmasın diye annesinin resmini yanımda değilde bahçedeki çöp kovasına atıp çekip gitmişti.
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
"Şair, görünmeyeni gören kişidir. — Jonathan Swift"
Oğlu ayıp olmasın diye annesinin resmini yanımda değilde bahçedeki çöp kovasına atıp çekip gitmişti.
On beş gün sonra yavrumuz uçuş talimlerine başladı. İki gün sonra masanın üstünde bizimle yemeye başladı
Üstündeki paltosu hayat kadar ağır geliyordu.
... Gözlerindeki bağı çözdü ve birbirlerini ebeleme çabası içinde, kendi ebelenmişliklerinin farkında olmayan bu korkak insanlara baktı... Ya o fazlaydı bu körebede, ya da bir şeyler eksikti...
Aylar geçti gidişimden sonra..Ölümü bile kavuşmak bilen Ayşe Teyzem oralarda ne yapıyor bilmiyorum ama hissettigim her ikindi vakti kara dutun altında oğluyla ve eşiyle konuşuyor, dertleşiyor. Ve sonra duasını edip onlara kavuşmanın vaktini bekliyor kara dutun gölgesinde..
Bız eşşek ve başına gelenler konu ediliyor.
Bir babaane, bir ahır ve bir torun üçgeninde babaanenin yaşam felsefesinin tezahürü.
Sanırım tan ağarmakta. Beni yıkıntılarımın içinden çekip bir bütün halinde yere fırlatıyor N. İnfaz tarihim ikiye bölünmüş. Büyük yargıç M. hücrede fazla beslendiğimi düşünmüş olsa ki
Yaşadığım ve aşık olduğum şehire nağmeler...
"Kışın bizim sobamız, bu hayvanlarımız işte oğul. Toplanırız çoluk çocuk, kuru ekmek soğan aşımızı yer, üstüne tas tas kar suyu içeriz.
Güne, Hüseyin abinin kalın ve otoriter sesiyle uyandım...Zoraki kalktım.Yorganım bile, yorgunluktan ağırlaşmıştı nedense...hayır hayır ! kirlilikten diyelim, içine girilesi değildi.
Bütün eskiler sofrada yerini almış. Ortaya da beşbuçukyıllık bir yiyecek konmuş. Eller çenede bakıyoruz "önce kim yiyecek" diye. Bir an için fısıldıyorum kendi kendime;