Deli Serpil
Sarışın, tombulca, akli dengesi yerinde olmadığı belli olan genç bir kız görürdüm yeni taşındığım kentin sokaklarında
"“Bürokrasi, cüceler tarafından işletilen dev bir mekanizmadır.” — Honoré de Balzac"
"“Bürokrasi, cüceler tarafından işletilen dev bir mekanizmadır.” — Honoré de Balzac"
Sarışın, tombulca, akli dengesi yerinde olmadığı belli olan genç bir kız görürdüm yeni taşındığım kentin sokaklarında
Rüzgârın eşliğinde, Abdulkadir pencereden bakarken içsel yorgunluğuyla boğuşuyor. Ekranında beliren Selin'in mesajı, onu ahlaki bir ikileme sürüklüyor. İş arkadaşlığından öteye giden bu ilişki, iki evli insanın yasak sularında ilerliyor. Telefonu masaya bırakırken, odayı saran sessizlik, vicdanının ağırlığını yansıtıyor. Bir karar vermek zorunda...
Fatma, adamla telefonda görüşmeye devam etti. Dilan’ı unutmuştu. Dilan ile yaşadıklarını Recep ile telefonda yaşıyor, bundan da büyük zevk alıyordu. Öyle ki, her gece Recep ile telefonda görüşüp, tatmin oluyordu.
Genelde rüya görmemesine rağmen, o gece.. /’Merhaba..’ diyen bir sesle gözlerini açmıştı.. /Ses öylesine uzaktan geliyordu ki, duymakta zorluk çekiyordu../Gözlerini tekrar kapadığında..
-Ne bişiriyon aba?
\- Mercimekli pilav...
-Aba sen de sanki başka birşey bilmiyon, her ikigünde bir aynı şeyi bişiriyon,
\- E get öte sıracalı, içine düşecan gazanın,
-Aba madem pilav bişiriyon, bari zamanında getirde sufruya, şöyle ağzımızın dadıynan bi yemek yiyek ısıcak,
Aradan zaman geçti. Recep ve Hasan arasındaki görüşmeler devam etti. Gündem hep Hülya oldu. Ancak her iki arkadaşta Hülya’dan bahsederken, birbirlerine renk vermemeye özen gösterdi.
Savaş, Barış ve Adaletin günümüzdeki kısır döngüsü...
İste o görkemli gizemli bana kâbuslar yaşatan ya da rüyamda yaşatmış olan ya da neyse işte o mağaranın sonunda ki ışık görünüyordu. Hızlandım ekip arkamdaydı.
‘’hadi patron az kaldı ‘’dedi Johns
Az kalmıştı evet, ilk adımımı attım dışarı, saatlerin ardından günışığı harikaydı. Dağın bütün
Karanlık bir şehirde eski bir ağacın altında can çekişen umutları ölüyordu kucağında. Menzili yoktu sevdalı gözlerin, bir damla yaş olur akardı mevsimlerin sonbaharı. Saatler hüznü vururken sevdaya hazırlanan bir kadındı hazan.
Bu sıcak telaş kendini yavaş yavaş sükunete terk ederken bazı gözden kaçmış problemler de insanların dikkatini çekmeye başlamıştı. Kayıp çocuklar ve parçalanmış cesetler
yağmur benim için tüm renkleri griye dönüştüren bir seranat gibiydi