Kararsızlıklarınızla Korkularınızı Aynı Kefeye Koymayın
kararsızlıklarımızın korkularımızla aynı kefeye koyulmasına neden müsade ediyoruz?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
kararsızlıklarımızın korkularımızla aynı kefeye koyulmasına neden müsade ediyoruz?
Benimkisi bir yaşam hikayesidir. Bu hikayede aşk arayanlar, aşk Bodrumadır, beddua ise bugüne getirenlere.

Sen, sevginin çiçeğini değil, bütün haşmetiyle dikenini göstermek istedin bana, fakat ben koşuyordum sonunu bilmediğim yolda, Ona doğru var gücümle...
Sen yetişmek için arkamdan, mahmuzlamıştın atını. Geliyordun dörtnala, ama neye yarardı ki, ben uçuyordum burak misali leyl-i sevdalara tülden kanatlarla...
Sen, sevginin gönlümdeki mihenk
Dünyanın hangi coğrafyasına giderseniz gidin göreceksiniz ki hep hüzünlerden hikayeler çıkartırlar.. Üstelik uzun uzun, en ince ayrıntısına kadar
Bazen başkalarının hayatındaki bu acıklı hadiselerde, dramlarda kendimizi bulur, iyi hisseder, bazen de kor gibi yakıcılığı yüzünden yüreği delen acıları sükûnetle sindirerek ruhumuzun alevini dindirmeye çalışırız Halbuki baştan
İlk çıktığında, önce Orta Çağ da Zırtçılık Günü olarak kutlanan bu güne yakın zamanda bir de Pırtçılık günü eklenerek günün adı Zırt Pırtçılık Günü olarak değiştirilmiş ve uzun bir müddet öyle kalmıştır. Bu günde sizi zırt pırt arayan, rahatsız eden insanlardan uzak durmanız, en akıllıca yapılacak işlerdendir...
Siz hiç paralel ürya gördünüz mü?
Sam Amcasının sevgili yeğeni Trampa Dayı neden bu kadar saçmalıyor, çözüyorum yavaş yavaş bunun saçma atan bir tüfeği varmış zamanın da kuşlara çok sıkmış saçmaları, evde de bir miktar kalmış o tarihte saçmalar, onları nasıl bitirecek Trampa Dayı, işte böyle saçmalayarak bitirmeye çalışıyor. Sam Amcasının kemikleri sızlıyor mu
Bir çok şehirler kurdum beynimde. Köprüleri sağlam, nehirleri kuruydu. Kuru derelerinde insanlar boğuldu. Çok gezdim, beynimde. Yoruldum düşüncemin hızıyla. Kimsenin olmadığı bu şehirde, ağaçkakanlar beynimi deldi. Bir kuş sesi bile duymadım. İnsan sesleri girince beynimin yollarına, metrolar döşedim şehrime.
Konu hissetmeye gelince benden daha salağı yoktur.
Zavallı torunum! Ona, ailesi olarak verdiğimiz değerin keşke binde birini Milli Eğitim Bakanlığı verebilseydi. Çoluk çocuğumuz bu çarpık düzenin, milli eğitimin yazboz politikalarının kurbanı olmasaydı.