"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"

Deneme

Büyük Aşk Yaşamanın Püf Noktaları

Büyük aşk kıyıda köşede olmaz. Bir köyde, bir belde de, bir Anadolu Kasabasında yaşanmaz. Büyük aşk yaşamak için nüfusu üç milyonun üzerinde olan illerin birinde olmanız lazım mutlaka... En tercih edilen yer İstanbuldur, sadece İstanbul da yetmez, İstanbulun gece mekanlarında yaşanır en güzel büyük aşklar. Tabi bir de

yazı resim

Aşk Matematiktir Hem de Ne Matematik

Sevdiğiniz ile evlenirsiniz bir artı birken çocuklarınız olur iki artı bir, iki artı iki, iki artı üç olursunuz zaman zaman... İki artı yedi, iki artı on bir, iki artı yirmi olanlar bile olur bu evliliklerde, ama siz onlara bakmayın, hem de hiç özenmeyin derim. İktisat ve ekonomi ilminin

Benjamin Button'un Tuhaf Hikayesi'nin Düşündürdükleri

Button doğduğunda adeta bir mahluk gibi, korkunç bir yaratığa benziyordu. Yaşlı biriydi, sıra dışıydı ve bildiğiniz sahtekâr bir o kadar da tehlikeliydi. Hayatı, bu dünyada süregelenin tersine işleyerek her geçen gün daha da genç görününüyordu. Hakikaten çok tuhaftı bu.

Tanrıça Hera

Herkes tıpkı mitolojideki Hera gibi anne olamaz, olmamalı da Sonuçlarını tarih boyunca gördük, görüyoruz ve göreceğiz de Geri kalan gerçek anneler ve bencilliğini aşan kadınlarımız ise iyi ki var.

Szumski

Vaktiyle Sakaryaspor; kendisinin yıllar sonra en iyi seviyesindeyken, arkasını toparlayacak düzgün bir kaleciyi bir türlü bulamadı... Niye? Kalecileri hep falsoydu... Kah bilekleri burkuluyor, kah topa vurdukları için sakatlanıyor, kah ise inatları inat olduğundan, beş golü dahi kalelerine almaktan çekinmiyorlardı.

Gülmek İçin Krala Ağlamak İçin Filozofa Gitmek

Doğduğu zamanlarda tebessüm ediyordu Doğu, Batı ise hiçbir zaman vazgeçmedi kahkahadan. Sırf bu yüzden perdeler diktirdi kahkahaları giydirmek için ve alkışlattı onu. Ciddiyet kadar komik bir şey yoktu! Ciddi Olmanın Önemi adlı oyunu seyredenler kırıldı kahkahadan...

23 Ni̇san

23 Nisan vesilesiyle çocukluğun ve çocuk kalmanın önemini anlatan, içten bir yazı. Yazar, her yaşta aslında hepimizin birer çocuk olduğunu ve hayatta karşılaştığımız zorluklara rağmen yolumuza devam etmemiz gerektiğini samimi bir dille anlatıyor.

Füsun Akatlının Öldüğü Gün

Gün aşmıştı. 2010 yılıydı. Telefonum çaldı. Arayan iş yerinde yıllarca birlikte çalıştığımız baş editörümüz Mustafa abiydi. Neşeyle açtım. Mustafa, sesin çok yakından geliyor hayrola! (Oysa yıllık iznin de Ceşmedeydi) demeye kalmadan, o sesin içinden soğuk bir rüzgâr geçti. Kekeleyerek, zorlanarak Canım çok sıkkın Yuşa! Sen tanımıyorsun ama ben

Başa Dön