O Kelime!
Şimdi Santorinide uzaklara bakıp zihnimin içini boşaltıp, yüreğimin ağrılarını tamir ederken, Capotenin Yerel Renklerini nereden ve niçin hatırladım, bilemiyorum
"Ben, 1 Mart 2026'ya kadar yaşamadım, ama yaşasaydım büyük ihtimalle 'Bu saatte de mi?' derdim." – Dorothy Parker"
"Ben, 1 Mart 2026'ya kadar yaşamadım, ama yaşasaydım büyük ihtimalle 'Bu saatte de mi?' derdim." – Dorothy Parker"
Şimdi Santorinide uzaklara bakıp zihnimin içini boşaltıp, yüreğimin ağrılarını tamir ederken, Capotenin Yerel Renklerini nereden ve niçin hatırladım, bilemiyorum
Bir yazarın ilham ve yazma krizini içtenlikle anlattığı bu metin, yaratıcı sürecin inişli çıkışlı doğasını samimiyetle yansıtıyor. Yazar, ilhamın geldiği zamansız anları, sabah saatlerinin değerini ve şu an yaşadığı tıkanıklığı duygu dolu bir dille aktarırken, tüm yaratıcıların zaman zaman hissettiği o tanıdık boşluk hissini ustalıkla resmediyor.
YZBen daha hayatımda bir kere bile Palandökene ya da Uludağa veya Sarıkamışa gidip kaymış değilim, ne iş sinekler, siz durmadan kayıyor muşsunuz. Allah bilir sinekler arası kayak yarışmaları bile yapıyorsunuzdur, hem de benim haberim maberim olmadan. Yapmayın oğlum, yapmayın yavrum kaymayın, bak bir yerinizi merinizi kırarsınız sonra da
Fikret Başkaya
ben ele almış olduğum bu konuyu siz değerli okurlarımın bilgilendirilmesi amacı ile satırlara dökmüş bulunuyorum.
görüyorum ki insanlar bir başkasına hükmetmeyi marifet sayıyor bunun hoş bir durum olmadığını anlatmak istiyorum.
On komik fıkra var...
siz değerli okurlarım için elimin yettiğince dilimin döndüğünce yazı ve onun bizim için ne kadar faydalı olduğunu anlatan bir makale kaleme aldım umarım sizlere bu güzel konuda faydalı bir anlatımda bulunmuşumdur.
Varoluşun yarattığı sıkıntıları, problemleri, acıları, soruları çözümlemenin tek bir yolu var: Varoluşçuluk. Özgür düşünceye dayanan, her türlü otoriteyi reddeden, insana varoluşunun farkında olmasını sağlayan bir varoluşçu anlayış.
ben bu yazımı siz değerli okurlarımı bilgilendirmek amacı güderek ve sizlere faydalı olabilmek için kaleme almış bulunuyorum ve diyorum ki hiçbir zaman sözlerinizin ağırlığı altında ezilmeyin tükürdüğünüzü yalamak zorunda kalmayın birileri tarafından zorunda bırakılmayın
Bir babanın evlatlarına yazdığı içten mektuptan alınan bu parça, çocuklarının hayatına dokunan derin bir sevgi hikâyesini anlatıyor. Zaman hızla geçerken, onları ilk kucağına aldığı anlardan bugüne uzanan yolculukta, babalığın insanı nasıl dönüştürdüğünü, korkuların ve zorlukların içinde bile evlat sevgisinin nasıl güç kaynağı olduğunu samimi duygularla ifade ediyor.
Engin Geçtan