Düşündüren Sözler - 74
\*Kapitalist ekonomi, ihtiyaç olmayan maddelerin üretilmesine, bunların reklamının yapılmasına ve kitleler tarafından tüketilmesine dayanır.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
\*Kapitalist ekonomi, ihtiyaç olmayan maddelerin üretilmesine, bunların reklamının yapılmasına ve kitleler tarafından tüketilmesine dayanır.
Korkularımızla yüzleşme, değişim ve büyüme üzerine samimi bir düşünce akışı. Yazar, kendi deneyimlerinden yola çıkarak, karar verme süreçlerindeki zorlukları ve cesareti ele alıyor. Geç kalmanın değil, hiç adım atmamanın asıl sorun olduğunu vurgulayan, cesaret verici bir metin.

Ben daha hayatımda bir kere bile Palandökene ya da Uludağa veya Sarıkamışa gidip kaymış değilim, ne iş sinekler, siz durmadan kayıyor muşsunuz. Allah bilir sinekler arası kayak yarışmaları bile yapıyorsunuzdur, hem de benim haberim maberim olmadan. Yapmayın oğlum, yapmayın yavrum kaymayın, bak bir yerinizi merinizi kırarsınız sonra da
Üç deli fıkrası var.
Beyin; sen ne güzel şeysin Edep; kin duymasa bari.
Denizi olmayan bir kenti sevebilir miyim? Bu soruyu geçen sene sormuş olsaydılar hiç tereddüt etmeden sevmem derdim. Bugün bir arkadaşım sorunca pekâlâ sevilir dedim. 1997 yılından beri İstanbulda yaşıyorum. Az da olsa İstanbullu sayılırım. Bu kenti neden seviyorum? Elbette sırf denizi olduğu için değil, medeniyetlerin başkenti olduğu için
İnsan psikolojisinin derinliklerine inen bu metin, hepimizin içindeki 'kusursuz benlik' yanılsamasını ve kendimizi hep haklı görme eğilimini eleştirel bir dille ele alıyor. Fedakarlık ve iyilik maskesi altında saklanan bencilliğimizi sorgulayan, düşündürücü bir öz-eleştiri metni.
Ahmet Hamdi Tanpınarın, 20 Mart 1960ta Adalet Cimcoza kaygılar içinde yazmış olduğu bir mektubu var. Pariste o dönemde birden bahar geliyormuş Önce; kaygı söz konusu değil, yol boyu giderken, çiçek hali çıkıyor şairin karşısına. Divan edebiyatının şükûfenâmelerini hatırlıyor. Sonra, adlarını bilmediği otuz çiçek. Bu renk ve şekil şöleninden
Sigara bu hiç bırakılır mı... Gerçi bendeniz fakir, bırakalı yirmi seneyi geçse de, hem de çok faydasını da görsem de, size tavsiyem sakın bırakmayın, sakın. Siz bıraktınız mı sigarayı, maazallah sonra ne olur dünyanın hali...
Her ne kadar Leo Malet gibi bir Fransız ustaya sahip olsa da kara roman, kara mizah daha ziyade Amerikayla özdeşleşmiş türler arasında yer alır. Kara roman; klasik polisiyenin tersine, suçu istisnai bir hal olmaktan çıkarıp, toplumun geneline yayılmış bir karabasan olarak ele alır.
İnsanların kendi doğrularına olan inançları ve bunların gerçekliği üzerine düşündüren, toplumsal normlar, adalet ve ego kavramlarını sorgulayan, güzellik algısı üzerinden doğruluk kavramını tartışan felsefi bir deneme. Herkesin doğrusunun kendine ait olduğu düşüncesini eleştirel bir bakış açısıyla ele alıyor.