Yaşamla Bütünleşin
yaşamak, insanların iki durum arasında tecrübe kazandığı ve edindiği bu tecrübelerini etrafına aktarmakla yükümlülük sahibi olduğu olaylardan ibarettir;
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş baltadır. — Franz Kafka"
"Bir kitap, içimizdeki donmuş denize indirilmiş baltadır. — Franz Kafka"
yaşamak, insanların iki durum arasında tecrübe kazandığı ve edindiği bu tecrübelerini etrafına aktarmakla yükümlülük sahibi olduğu olaylardan ibarettir;
Çok duymuşsunuzdur gerek esnaflar arasında ki tartışmalarda gerekse başka başka konuşan halk kesimleri arasında ''.......Memleketten adam çıkmaz.'' kim demiş ise onu halt etmiş. Bunlar dedikodu gazetelerinin ve ülkemizin iyiliğini istemeyen şer güçlerin topluma kendi adamları vasıtası ile servis ettiği fikir çeşitleri ve safsatalarıdır bunu sakın unutmayın. Adamlık parayla

Üç komik fıkra...
biz insanlar neden elimize geçen fırsatların kaybından rahatsızlık duymuyoruz?
Denizi olmayan bir kenti sevebilir miyim? Bu soruyu geçen sene sormuş olsaydılar hiç tereddüt etmeden sevmem derdim. Bugün bir arkadaşım sorunca pekâlâ sevilir dedim. 1997 yılından beri İstanbulda yaşıyorum. Az da olsa İstanbullu sayılırım. Bu kenti neden seviyorum? Elbette sırf denizi olduğu için değil, medeniyetlerin başkenti olduğu için
Makas bu, keserde keser, bazen de kesmez olur... Körelir, köreldiği zamanda iyi bir bileyicinin elinde bileyilenip keskinleşmesi lazımdır... Zaman zaman kumaş kesersiniz, zaman zaman kağıt ve benzeri şeyler... Makasın açık bırakılması uğursuzluk getirir de derler, illa ki batıl bir inanç olsa da yine dikkat eder halkımız bunlara... Çoğu
Gün aşmıştı. 2010 yılıydı. Telefonum çaldı. Arayan iş yerinde yıllarca birlikte çalıştığımız baş editörümüz Mustafa abiydi. Neşeyle açtım. Mustafa, sesin çok yakından geliyor hayrola! (Oysa yıllık iznin de Ceşmedeydi) demeye kalmadan, o sesin içinden soğuk bir rüzgâr geçti. Kekeleyerek, zorlanarak Canım çok sıkkın Yuşa! Sen tanımıyorsun ama ben
Bunlar Gülmekten Göbek Çatlatan Bayıltan ve Öldüren Fıkralardır
Bazen aklından geçenlerle hesaplaşırsın. İnsanız işte.
Herkes tıpkı mitolojideki Hera gibi anne olamaz, olmamalı da Sonuçlarını tarih boyunca gördük, görüyoruz ve göreceğiz de Geri kalan gerçek anneler ve bencilliğini aşan kadınlarımız ise iyi ki var.
Vaktiyle Sakaryaspor; kendisinin yıllar sonra en iyi seviyesindeyken, arkasını toparlayacak düzgün bir kaleciyi bir türlü bulamadı... Niye? Kalecileri hep falsoydu... Kah bilekleri burkuluyor, kah topa vurdukları için sakatlanıyor, kah ise inatları inat olduğundan, beş golü dahi kalelerine almaktan çekinmiyorlardı.