Duygularınızı Enkaz Altında Bırakmayın
deprem, insanoğlunu hem maddi hem de manevi kayıplara uğratan sebeplerden bir tanesi olarak bilinmektedir.
"Sabahın köründe uyanmak, Tanrı'nın sana 'bir günün daha var, mahvet' deme şeklidir." - Dorothy Parker (kurgusal)"
"Sabahın köründe uyanmak, Tanrı'nın sana 'bir günün daha var, mahvet' deme şeklidir." - Dorothy Parker (kurgusal)"
deprem, insanoğlunu hem maddi hem de manevi kayıplara uğratan sebeplerden bir tanesi olarak bilinmektedir.
Anaların babalarında, çocuklarında bilinçaltına canavar kelimesi sürekli pompalanıyor. Slogana bak, insanın aklı almıyor Kendi Canavarınızı Kendiniz Yaratın. bunun bir çizgi karakterle yapılması veya başka bir şekilde yapılması önemli değil. Küçük beyinlere canavarlık masum bir görünüşte pompalanıyor durmadan.
Hasta bir annenin, her zamanki telaşlı sabah rutininden uzak, huzurlu bir güne uyanışını ve küçük kızı Derin'le yaşadığı tipik sabah mücadelelerini nostaljik bir şekilde anımsayışını anlatan samimi bir anlatı. Günlük koşuşturmacanın içinde, anne-çocuk ilişkisinin tatlı gerginliklerini yansıtıyor.
Bir de şunun tespitini iyi yapmamız lazım. Bor'un Pazarı hangi gün Niğde'nin Pazarı hangi gün ve de Bor ile Niğde arası eşek ile kaç saatte alınıyor, öyle ya bunları bilmemiz lazım acilen. Mercedes ile kırk elli dakikaya gidersen herhalde eşek ile bir günde ya da iki günde anca
Üç fıkra var
Prof. Dr. Mina Urganın Elizabeth Devri Tiyatrosunda Soytarılar adlı eserinde; soytarılık güç meslektir der. Gerçekten de soytarılık sanıldığı gibi öyle kolay bir meslek değil, aksine çok güç bir meslektir.
Üç Temel fıkrası var.
Çılgınlık mı? Tembellik mi?
Felâtun Bey ile Rakım Efendide, Rakım Efendiyi, onun değerlerini, yaşama biçimini savunduğu için bağnaz bir Doğu yanlısı sayılmış Ahmed Midhat Efendi. Hatta Tanpınar, Ahmed Midhata bildiğin mesafeli duruyor. Eserden yola çıkarak, edebiyatımızın ilköğretmeninin hayata dar bir perspektiften baktığını ileri sürüyor.
Çıkış yolu mutlaka vardır.
Ahmet Hamdi Tanpınarın, 20 Mart 1960ta Adalet Cimcoza kaygılar içinde yazmış olduğu bir mektubu var. Pariste o dönemde birden bahar geliyormuş Önce; kaygı söz konusu değil, yol boyu giderken, çiçek hali çıkıyor şairin karşısına. Divan edebiyatının şükûfenâmelerini hatırlıyor. Sonra, adlarını bilmediği otuz çiçek. Bu renk ve şekil şöleninden
Beyin; sen ne güzel şeysin Edep; kin duymasa bari.